Üniversitemizde “Anaerkil Dönemden Metaverse’e Sözlü Kültür” Paneli Gerçekleştirildi
Üniversitemizde, Türk Dili ve Edebiyatı Topluluğu tarafından sözlü kültürün tarihsel gelişimini farklı perspektiflerden ele almak ve kültürel mirasın dijital çağdaki dönüşümünü değerlendirmek amacıyla “Anaerkil Dönemden Metaverse’e Sözlü Kültür” konulu panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Aktan Müge Ercan üstlenirken, konuşmacı olarak Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu ve Dr. Sacide Çobanoğlu yer aldı. Merkezi Derslikler Z-03 Amfisi’nde gerçekleştirilen etkinliğe akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı.

Panelde, sözlü kültürün anaerkil dönemden günümüze uzanan tarihsel serüveni, toplumsal hafızanın oluşumundaki rolü, geleneksel anlatı biçimleri ve dijitalleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan yeni kültürel aktarım alanları ele alındı.



Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu’ydu. Etik ile halkbilimi arasındaki ilişkiye değinen Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu, “Bildiğiniz gibi dünya bugün pek çok etik sorunlarla baş başa. Adaletsiz gelir dağılımı, göç, terör, savaşlar, ekolojik problemler, insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları gibi birçok etik sorun mevcut. Geliştirdiğimiz teknoloji ile birlikte hayatımız kolaylaşıyor fakat bunun yanı sıra etik anlayışımızda olumsuz anlamda değişimler oluyor. Dünya bu etik sorunlarıyla baş edebilmek için kaybettiği etik değerleri yeniden kazanmak zorunda olduğunu fark etti ve bunun için çalışmalara başlamış durumda. Halkbilimi gelenekleri çalışarak insanı tanımaya çalışan bir disiplin. Halkbiliminin çalıştığı konular çok geniş hatta günümüzde çalışmadığı konu yok diyebiliriz. Kültür, medeniyet, inançlar, anlatım türleri destan, masal, fıkra vs. gibi, sözlü tarih, aile folkloru, ekoloji ve daha birçok konu ama nedense etiğin de halkbiliminin çalışma konularından biri olduğu hiç düşünülmemiş, bu konu hep ilahiyatın ve felsefenin alanına bırakılmış. Oysa bir destanda, bir masalda, bir efsanede, bir halk hikâyesinde etik olmadan olur mu? Etiksiz bir folklor düşünülemez. Etik halk felsefesinin en önemli yapı taşlarından biridir. Halk felsefesiz bir folklor düşünülemez. Nasıl ki felsefesi olmayan din hurafeye dönüşürse halk felsefesi olmayan folklor de yaşayamaz, devamlılık sürdüremez. Halk felsefesi toplumların dünya görüşleridir. Etik anlayış halk felsefesinin temel taşlarından biri. Halk felsefesi deyince ne anlıyoruz? Bir toplumun tarihi alt yapısı, mitolojik arka planı, geleneklerine göre şekillenen halk bilgisi adını verdiğimiz halk mimarisi, halk mutfağı, halk tababeti, halk inançları gibi çeşitli unsurların birleşiminden oluşan dünya görüşüdür.” şeklinde konuştu.



Panelin ikinci konuşmacısı Dr. Sacide Çobanoğlu ise, sözlü kültürün insanlık tarihindeki önemine dikkat çekerek, teknolojik gelişmelerin kültürel aktarım üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Özellikle metaverse ve dijital platformların, geleneksel sözlü anlatım kültürünü nasıl dönüştürdüğü üzerinde duran Dr. Sacide Çobanoğlu, “Metaverse, sanal gerçeklik gözlükleri ve avatarlar aracılığıyla insanların üç boyutlu dijital evrenlerde yer alabildiği yeni bir yaşam alanıdır. Kullanıcılar burada eğitim alabilir, seyahat edebilir, konserlere katılabilir, müze gezebilir, farklı insanlarla iletişim kurabilir ve günlük yaşam faaliyetlerini gerçekleştirebilir. Yakın gelecekte giyilebilir teknolojiler ve lensler sayesinde bu deneyimlerin daha da gelişeceğini düşünüyorum. Metaverse; eğitimde fırsat eşitliği sağlaması, bilimsel çalışmaları kolaylaştırması ve sosyal etkileşimi artırması bakımından önemli fırsatlar sunuyor. Tıp, mühendislik, müzik ve coğrafya gibi alanlarda insanların deneyimleyerek öğrenmesine imkân tanıyabilir. Ancak dinî uygulamaların sanal ortama taşınması, tüketim odaklı yaşam anlayışının güçlenmesi ve insanın dijital ölümsüzlük arayışı gibi bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Türk kültürünün metaverse içinde güçlü bir şekilde temsil edilmesi gerektiğine inanıyorum. Dede Korkut anlatılarını incelerken Türklerin köklü bir etik anlayışa sahip olduğunu gördüm ve bu anlayışı ‘Dede Korkut Etik Kodu’ olarak tanımladım. Adaletli devlet yapısı, eşitlikçi sosyal düzen ve alplik geleneğine dayanan bu etik anlayışı metaverse’e uyarlayarak ‘metaetikverse’ kavramını geliştirdim. Türk destanları, halk hikâyeleri, gelenekler ve kültürel değerler metaverse ortamında yeniden tasarlanabilir; kullanıcılar bu evrenlerde kültürel deneyimler yaşayabilir. Halkbilimcilerin artırılmış gerçeklik tasarımcılığı, kültürel deneyim oluşturuculuğu ve veri analistliği gibi alanlarda görev alabileceğini düşünüyorum. Bunun için sosyal bilimler ile teknoloji alanlarının birlikte çalışması gerekiyor. Türk dünyasının destanları, halk felsefesi ve kültürel mirası için ayrı metaverse evrenleri kurulabileceğine inanıyorum.” diye konuştu.


Etkinlik, konuklara Teşekkür Belgelerinin verilmesi ile sona erdi.

